Prof. Dr. Yazıcı: Yeni Anayasa fikrinden vazgeçmemeliyiz

AKP'nin toplumsal muhalefetin büyük çoğunluğunun itirazına rağmen kısmi değişiklik içeren anayasa paketini Meclis'e sunmasına ilişkin görüşlerini dile getiren Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Yazıcı, taslağa bir hukukçu gözüyle ele aldığında iyileştirme olmakla birlikte oldukça yetersiz; dar ve 12 Eylül'ün ruhuna dokunmayan bir yerde olduğunu söyledi. Yeni anayasa fikrinden asla vazgeçilemeyeceğini kaydeden Yazıcı, 12 Eylül Anayasa'nın vesayetçi kurumları Anayasa Mahkemesi, HSYK ve Cumhurbaşkanlığı'nın yetkilerinin yeniden düzenlenmediğini sadece var olan içinde çatlak açıldığını dile getirdi.

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Yazıcı, AKP Hükümeti tarafından hazırlanan Anayasa taslağının görünür ve görünür olmayan yanlarını ele aldı. Üzerinde temel olarak değiştirilmesi yönünde uzlaşmaya varılsa da ne şekilde değiştirileceği konusunda şu an olduğu gibi tartışma yaşanan 1982 Anayasa'sının üç temel kavramla açıklanabilecek bir felsefeye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yazıcı, anayasayı 'özgürlükçü değil, yasakçı; demokratik değil, otoriter; demokratik temsil kurumlarını güçlendirmeye ve temsili demokrasiyi teşvike yönelik bir içeriğe sahip olmamak' olarak tanımladı.

'Cumhurbaşkanlığı'nın yetkisini daha da güçlendiriyor'

Yazıcı, '1982 Anayasa'sı aslında 1961 Anayasa'sının başlattığı vesayetçiliği kurumsallaştırmıştır. Bu Anayasa'nın getirdiği en büyük vesayetçi kurum Cumhurbaşkanlığı kurumudur. Devletin zirvesine yerleştirilmiştir. Yasama, yürütme ve yargı da bu makam tarafından kontrol edilmektedir. Bunun yanı sıra anayasanın vesayetçi organlar olarak tasarladığı iki önemli organ vardır. HSYK ve Anayasa Mahkemesi. Aslında bu iki organ batı demokrasilerinde hukukun üstünlüğünün, yargının bağımsızlığının teminatı olan organlardır dolayısıyla da çoğulcu demokrasiyi güvence altına alan organlardır. Ama Türkiye uygulamasında bu iki organ vesayetçi organlara dönüşmüştür' dedi. Cumhurbaşkanı'nın zaten fazla olan yetkilerini daha da güçlendirilmesine itiraz eden Yazıcı, 'Kamu hukukunun temel ilkeleriyle de daha bağdaşmış olurdu. Yine cumhurbaşkanına tanınan yetki devam etmektedir. Yüksek yargı kuruluşlarının belirlediği üyeler arasından nihai kararı verecek olan cumhurbaşkanı olacaktır. Ayrıca cumhurbaşkanı 4 üyeyi taslakta belirtilen özelliklere haiz kişiler arasından seçebilecektir. Dolayısıyla anayasamızın cumhurbaşkanına sunmuş olduğu geniş yetkilerle ilgili herhangi bir zayıflatıcı hüküm olmadığı gibi genele baktığımız zaman bu taslakta bu yetkilerin güçlendirildiğini söyleyebiliriz' dedi.

'Parti kapatma oldukça parçalı ve anlamsız'

Yine 1982 anayasasının çok vahim tablo yaratan parti yasaklarıyla ilgili düzenlemesinde anayasanın ruhuna hiçbir şekilde dokunulmadın göstermelik değişimlerle yetinildiğini dile getiren Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Anayasaya baktığımız, bugüne kadar gerçekleşen uygulamaya batlığımız zaman Türkiye'de gerçek bir partiler mezarlığı ortaya çıkmıştır. Bunda Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin bir numaralı protokolünün üçüncü maddesine aykırıdır. Bu yapının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin iç lâhutlarına uymadığı Venedik komisyonunun 1999 raporuna uymadığı çok açıktır. Dolayısıyla ciddi iyileştirmeler gerekmektedir. 84. maddede yer alan feri yasağın ilgası planlamaktadır. Yani milletvekilliği statüsü düşürülmeyecektir kapatma yaptırımına bağlı olarak. Bu çok doğrudur. Fakat bu ilga edildiği halde, bunun ilgası planlandığın halde 5 yıllık siyaset yasağı 3 yıla indirilmek suretiyle varlığını koruyacak gibi görünmektedir. Bu hem isabetsizdir, hem bir çelişkidir. Düşünün ki bir milletvekili partisinin kapatılmasına eylem ve sözleriyle sebep oldu. Milletvekilliği statüsü düşmeyecek, fakat siyaset yasağı ile karşı karşıya kalacak. Acaba onun parlamentodaki pozisyonu ne olacak herhalde bağımsız milletvekili olarak varlığını sürdürecek.'

'Yeni anayasa fikrinden vazgeçmemeliyiz'

Taslağa bir hukukçu gözüyle ele aldığında iyileştirme olmakla birlikte oldukça yetersiz, dar ve 12 Eylül'ün ruhuna dokunmayan bir yerde olduğunu belirten Yazıcı, çatlamaya yol açabileceğini ancak özüne dokunmayacağını söyledi. Yazıcı, 'Bu çatlağın açılması dahi çok önemlidir. Yeterli midir, kesinlikle yeterli değildir. Ama bu çatlak demokratik hedefler yönünde genişletilirse ve Türkiye yeni bir anayasa yapması hedefinden vazgeçmezse bu atılacak adım bizler bakımından çok önemli olacaktır. Öte yandan 1982 anayasası bu vesayet kurumları ile birlikte aslında anormal bir hukuk düzeni yaratmıştır. Ve daha vahim olan bu anormal kurumlar genç nesiller tarafından normal gibi algılanmaktadır. Bu yüzden gerçekle bağdaşmayan bu algıların değişmesi açısından da bu taslağın yürürlüğe girmesi fayda sağlayabilecektir. Şu tartışmalar dahi bilgilenme sürecine katkıda bulunabilecektir. Bu yüzden ben özünde taslağı destekliyorum. Yeterli olmadığına inanıyorum. Ve yeni bir anayasa fikrinden hiçbir biçimde vazgeçmememiz gerektiğini düşünüyorum.'