Karadeniz Teknik Üniversitesi Forumu - Forum KTÜ Foruma Hoş Geldiniz.
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 15 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart Türkiye'deki ilk Ruh çağırma olayı

    Türkiye'de de ilk spiritiualizm deneyi, Bergama’da yapıldı. 1896 yılında yapılan bu deneyi gerçekleştiren kişinin adı, Zorluhanzade Avnullah Kazimi Beydir. Avnullah Bey, İstanbul’dan Bergama’ya gelmiş, orada öğretmen Emin Efendi ile tanışmıştı, iki aydın iyi anlaştılar. Çandarlılı Emin Efendi, Fransızca dersler veren sevilen bir adamdı. Avnullah Bey’in anlattığı Ruhçağırma olayını dinledi ve kendisine gösterilmesini istedi. Bir gece. Belediye Başkanı Dericili Ali Ağa’nın evinde toplanıldı ve Ruh çağırma celsesi yapıldı. Üç ayaklı çivisiz bir masa çeşitli hareketler yaptı ve masaya konan fincan, çeşitli harflere giderek, sorulan sorulara cevaplar verdi. Herkes, hayretler içinde kaldı ama Emin Efendi ikna olmamıştı. Allah’ın emri olan ruhun, bu gibi basit hareketlerle anlaşılamayacağını söylüyordu.



    Olay, hemen duyuldu, ruhların davet edildiği ve gaipten haberler alındığı tüm Bergama’ya yayıldı ve Bergama’da herkes, bunu yapmak merakına düştü. Bu arada dedikodular da yayılıyordu. Bazıları, “Ölülerimizi rahatsız ediyorlar, Allah’ın işine karışıyorlar” derken, bazıları ise, “Halkın maneviyatı bozuluyor, hükümet aleyhine tertip hazırlamak için ölülerden haberler almak istiyorlar” diyorlardı. Olay sonunda, İstanbul’a saraya bildirildi. En küçük olaydan, hemen kuşkulanan saray, bu işe ön ayak olanların derhal tutuklanarak, istanbul’a yollanmalarım istedi. Böylece, Belediye Başkanı Ali Ağa, Katip Rasih Bey, Hafız Salim Efendi ve Polis Komiseri izzet Efendi tutuklanarak istanbul’a götürüldüler. Olayı duyan ve çok üzülen Avnullah Bey, arkadan İstanbul’a giderek, çözüm aradı. Kendisi, saraya yakın bir adam olduğu için sözü dinleniyordu. Yapılan işin, bir merak ve eğlence olduğunu anlattı. Sonuçta, tutuklular affedildiler. Kendilerine, beşer altınlık keseler verildi ve serbest bırakıldılar. Böylece, Bergamalılar, üç ayaklı masalar yüzünden doğan korku ve heyecandan da kurtulmuş oldular.

    Avnullah Beyin yaptığı spiritizm celsesinin temelinde Fransız Ruhçu Allan Kardec’in spiritüalizm deneyleri yatıyordu. Avnullah Bey, inancını edindiği bilgi ile birleştirmiş ve istediği sonuçları almıştı. Bu olay, Türkiye’deki spiritüalizm çalışmalarının temelini oluşturuyordu ve ilk deneysel olaydı. Sonraki araştırmacılar ve deneyciler, bu noktadan yola çıktılar. Nitekim, 1930 yılında yayınlanan “İspiritizma Tecrübeleri/Ahretle Nasıl Konuşulur” adlı kitapta, Ragip Rıfkı adlı yazar Türk ruhçuluğunun temellerini atıyor ve şu kuralları belirliyordu:

    l) Ruh ölümsüzdür.
    2) Ölüm, bir dünyadan, diğerine geçiş aracıdır.
    3) Öte dünyaya geçen insanların ruhları, daima çevremizde bulunurlar. 4) Bu ruhlar, her fırsatta bizimle ilişkiyi seçmek isterler.
    5) Amaçları, bizi kötülüklerden korumak ve doğru yola yöneltmektir.
    6) Geçmişte kalan gizli şeyleri söylerler ama geleceğe ve öte aleme ait bilgileri vermek iznine sahip değildirler.
    7) Ruhlar, her şeyi görürler, yakınlarım kontrol ederler.
    8) En Büyük Ruh (Ruhu Azam) denen bir makamın izni olmadan bir şey yapamazlar ve ilişki kuramazlar.”

    Ragip Rıfkı’nın yazdığı bu kurallar, Kardec’in spiritüalizmi ile arkadan gelecek olan Dr. Bedri Ruhselman’ın Neo-Spiritüalizm’i arasında bir köprü oldu. Tabii arada daha birçok araştırmacı vardı. Avnullah Bey, Ragip Rıfkı ve diğerleri, türkiye ’de Doğu-Batı sentezinden çıkan yeni bir kavramı doğurdular. Ama, nedense 1896-1960 arasinda, kitleleri etkileyebilen, merak ve ilgi uyandıran bu konu, daha sonraki yıllarda, çağdaşlaşamadığı için, belli sınırların içinde mahkum kalacaktı. Fakat, kesin bir gerçek var ki, ruhlarla ilişki Bergama’da başlamıştı.

    Kısacası erken dönem Osmanlı/Türk Ruhçuluğu ile ilgili birkaç kaynak buralardadır ama elbette ki konunun 1800 sonlarında Avrupa’da bir modaya dönüşmesi Osmanlı’lıyı da etkilemiştir, öyleyse bilmediğimiz muhakkak birçok olay daha yaşanmıştır. Bu arada Besim Ömer’in eğer dediği doğruysa ve Fransa’ya bizzat Sultan Abdülhamid tarafından gönderildiyse, Saray’ın spiritüalizma ile ilgilendiği anlaşılıyor. Büyük bir olasılıkla da 1896’da Avnullah Bey’in yönlendirmesiyle Bergama’da ruh çağıranların Saray tarafından affedilmelerinin bir nedeni de budur. Sonuç olarak anlaşılıyor ki, Kardec gerçekten etkili olmuş ve bu etki Osmanlı’ya kadar ulaşmış ve sonunda ortaya Ruhselman Efsanesi çıkmıştır...
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com

  2. #2
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    Melekler ve ruh onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. (97/4)
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com

  3. #3
    Üye
    Üyelik tarihi
    30.Aralık.2008
    Mesajlar
    33
    Üye No
    63
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    Sırası gelmişken bu konu hakkında,-ruh çağırma işine inananlar için- ufak bi açıklama yapma zorunluluğunda hissediyorum kendimi. Arkadaşlar bunlar saçma sapan şeylerdir.Gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.İnsan öldüğü zaman onun ruhu, kıyamet kopana kadar, kabir hayatı denen bi hayat içerisinde bulunur. Bu hayat, kişinin dünyada yapmış olduğu iman,ibadetler ve salih amellere göre, ya cennetten bir bahçe ya da cehennem çukurundan bir çukur olur.Öyle dünyada gezdikleri felan yoktur yani.Peki gel gelelim bu ruh çağırma işine.Peki Kabir Hayatı varsa ve ruh da gelemiyorsa, o zaman bu harflere giden fincan da neyin nesi diye sorabilir kişi kendi kendine? Bunun da cevabı, ya hile kullanılarak, kişinin kendisi haraket ettiriyordur ya da cinlerin vasıtasıyla haraket ettiriliyo olabilir.Bedenden ayrılmış ve kabir hayatında olan bir ruhun, gelip de insanlarla iletişime girmesi imkansızdır.Buna inanmak da en büyük cahilliktir.

  4. #4
    Bölüm Editörü
    Üyelik tarihi
    17.Kasım.2008
    Mesajlar
    366
    Üye No
    2
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    cok güsel konustun mustafa kardesım...... gelipte ne yapsın bize ki yaaa.. öle bi imkan olsa herkes ölen sevdiklerini geri cagırır hasret giderirrdi demi yaaa kimse aglamazdı.....

    Ben,keyfim ve kahyâsı... Ruh sağlığımı bozdunuz

  5. #5
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    böyle bir olayda şayet başka alemden bir şey geliyorsa bu ya iblistir ya da cindir. ruhları yalnızca Allah alemlerde dolaştırabilir.
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com

  6. #6
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    03.Aralık.2008
    Mesajlar
    622
    Üye No
    9
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    ruh değil cin çağrılır bir kere


    YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

  7. #7
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı mustafa162 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sırası gelmişken bu konu hakkında,-ruh çağırma işine inananlar için- ufak bi açıklama yapma zorunluluğunda hissediyorum kendimi. Arkadaşlar bunlar saçma sapan şeylerdir.Gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.İnsan öldüğü zaman onun ruhu, kıyamet kopana kadar, kabir hayatı denen bi hayat içerisinde bulunur. Bu hayat, kişinin dünyada yapmış olduğu iman,ibadetler ve salih amellere göre, ya cennetten bir bahçe ya da cehennem çukurundan bir çukur olur.Öyle dünyada gezdikleri felan yoktur yani.Peki gel gelelim bu ruh çağırma işine.Peki Kabir Hayatı varsa ve ruh da gelemiyorsa, o zaman bu harflere giden fincan da neyin nesi diye sorabilir kişi kendi kendine? Bunun da cevabı, ya hile kullanılarak, kişinin kendisi haraket ettiriyordur ya da cinlerin vasıtasıyla haraket ettiriliyo olabilir.Bedenden ayrılmış ve kabir hayatında olan bir ruhun, gelip de insanlarla iletişime girmesi imkansızdır.Buna inanmak da en büyük cahilliktir.
    cinlerin ve iblislerin temas kurabilecekleri kitapta yazıyor mustafa. bu konu muallaktır. cinlerle ve iblislerle temas mümkün olabilse de - ruhlarla temas bana da doğru gelmiyor. bence bunların uğraştığı ruh değil birebir cinler...

    Medyum tarafından yapılan davet, hava dalgalarıyla şeytanın antenlerine ulaşır. Çağrılan kimseye hayatta iken musallat olan şeytan hemen oraya gelir. Ölen kimsenin kimsenin yaptığı iş ve konuşmalara ve hayatta olan kimse ile olan münasebetlerine vakıf olduğu için sorulanlara gerekli ve çok kere isabetli cevabı vermeye ve bu yoldan da oradakileri kendine bağlamaya çalışır ve ağına düşürür. sıra zehirini sunmaya gelmiştir.

    Şüphe uyandırmamak için o seansa iştirak eden yakınına namaz kılmasını ve içki gibi haramlardan el çekmesini bile tembih eder. Kazın geleceği yerden tavuğun esirgenmiyeceği gibi imanını çalacağı insanlara bu gibi tavizler vermekten çekinmez. Onun hilesi çoktur. Yetersiz bilgisi olanı kolaylıkla saptırabilir.
    Unutulmamlıdır ki, bu olayları meydana getirenler cin ve şeytan alemine mensupturlar.
    Hs-i Şerif:
    "Hiç bir kimse yoktur ki onun bir şeytanı olmasın"

    Âyet-i Celile:
    "Onun dünyadaki arkadaşı olan şeytan şöyle der: "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım, fakat kendisi uzak bir sapıklık içindeydi." (Kaf Suresi 90)

    Ruh çağırma iş ile uğraşanlar cin ve şeytanın maskarası olan insanlardır.
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com

  8. #8
    Üye
    Üyelik tarihi
    30.Aralık.2008
    Mesajlar
    33
    Üye No
    63
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    Cem, ben aksini iddia etmiyorum zaten. Cinlerle iletişim kurulabilir,veya cinler de kurabilir; ama ruhlarla yani insan ruhuyla iletişim kurulamaz.Ben bunu söyledim.

  9. #9
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    tamam bende ekleme yaptım ayetlerle. güzel yazmışsın.
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com

  10. #10
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    04.Eylül.2009
    Mesajlar
    9
    Üye No
    967
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    gelen ruh değildir zaten... 3 harflilerdendir... bence pek uğraşmamak lazım.. dini bilgisi olmayan biri isen yada inancı zayıf musallat olur... amman diim


 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

     

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
bu sitede yazılanların tümü, üyelerimizin kişisel bilgi, yorum ve düşüncelerinden oluşur. doğruluk garantisi yoktur. türkiye cumhuriyeti kanunlarında yazılı olan ne varsa ilgili tüm kanunlar burada da geçerli olup aksi davranışlar ilgili üyeyi bağlamaktadır. üyelerin kaydettiği yazıların tüm hakları ve aidiyetleri forum ktü'ye devredilmiş sayılır. sitede yayımlanan özgün içerikli yazıların kaynak gösterilmeksizin başka bir yerde yayınlanması doğru değildir. bunu yapan tosundur. bu şekilde yürütülmesi durumunda iş bu kişi karadeniz teknik üniversitesi fatih kampüsünde ikinci öğretimlerin ders çıkışı esnasında bir gece vakti kurtlara yem yapılacaktır. bundan doğacak herhangi bir sorunda yüce güçlere telgraf çekilecektir ve bütün sınavlarından ff alması gibi lanetlere maruz kalabilecektir. hukuki gereksinimler haricinde üyelerimizin her türlü bilgileri sevimli hayalet casper'ın korumakla yükümlü olduğu "forum ktü kozmik odası"nda saklı tutulur, gerçek bilgileri verilemez. sigara içmeyin ciğerlerinize yazıktır.
-copyright © 2008-2015 forum ktü-

Yukarı Git