Karadeniz Teknik Üniversitesi Forumu - Forum KTÜ Foruma Hoş Geldiniz.
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    03.Aralık.2008
    Mesajlar
    622
    Üye No
    9
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart Aum Tarikatı

    Dünyanın en tehlikeli tarikatı
    AUM
    Basit bir yoga okuluydu önceleri.Sonra mı? Kanlı eylemler, kimyasal silahlar, suikastler… Ve hepsinin altındaki tek imza: Dünya tarihinin en kanlı tarikatı Aum’un kurucusu Chizuo Matsumoto.


    Kafasına koymuştu, zengin olmalıydı.Küçük bir çocukken zengin olmak Chizuo Matsumoto’nun tek ve büyük hayaliydi. Fakir bir aileden gelmesi, doğuştan sol gözünün kör, sağ gözününse kısmi olarak görmesi onun bu arzusunu daha da kamçılıyordu. Ailesinin gönderdiği görme özürlüler okulu okulunda garip ruh hali ve çekingen tavırları nedeniyle arkadaşları tarafından hep ezildi. Okuldaki kısmi de olsa görebilen tek öğrenci olmasını avantaja çevirmesi ve okulun kabadayısı haline gelmesi çok uzun sürmedi. Para tutkusu öyle fazlaydı ki, arkadaşlarına karşılıksız hiçbir iyilik yapmazdı. Sınıf başkanı olmak istedi ama başaramadı. Çünkü arkadaşları ona saygı duymuyor, korkuyorlardı. Okul bittiğinde elinde üç şey vardı: İyi ders notları, judoda siyah kemeri ve para kazanma becerisi sayesinde elde ettiği 30 bin doları…
    Yakın çevresine Japonya başbakanı olmak istediğini söyleyecek kadar ihtiraslıydı. Bunun için Japonya’nın en prestijli okullarında biri olan Tokyo Üniversitesine girmek istesede başaramadı. Kendi topraklarına döndüğünde kızgın bir adamdı. Bu dönüş onun için olumlu sonuçlanmadı. Bir masaj salonunda çıkan tartışma sonrası fiili tecavüzden tutuklandı.
    Tokyo’ya dönüp bir üniversite öğrencisiyle evlenmesi hayatının akışını baştan aşağı değiştirdi. Karısı, ailesini kocasının yöneteceği bir kliniğe para yatırmaya ikna etti. Mucizevi ilaçlar satan bu klinik, ona 200 bin dolar kazandırdı. Artık Matsumoto çocukluk hayaline çok yakındı ama daha fazlasını istiyordu. Hayatının bir anlamı olmalıydı yani varolma amacı…
    1984te “Aum Incorporated” adında tek göz bir odadan oluşan ve şüpheli sağlık içecekleri satan bir şirket kurdu.
    Yoga okulu, karizmatik bir lider olarak isim yapmasını sağladı. Takipçilerinin artmasıyla yerini vekillerine bırakarak, kendini ruhani yolu bulmaya adadı ve uzun bir geziye çıktı. Ruhani yol diye çıktığı geziden dünyayı tek başına kurtaracak bir mesih olduğu inancıyla döndü. Tek değişiklik bu değildi. Chizuo Matsumotonun dini bir lider için basit bir isim olduğu inancıyla ismini Shoko Asahara olarak değiştirdi. Artık ruhani bir guruydu. Her gün sayıları inanılmaz bir şekilde artan takipçilerine konuşma yapıyor, servetiyle başka ülkelere giderek Aum’u yayıyordu. Yeni adıyla Shoko Asahara, 1980lerin sonunda sağlık içecekleri satan Aum Incorporated’in Aum Yüce Gerçek olarak değiştiğini ve tüm dünyaya hakim bir dini inanış olacağını bildirdi.
    Artan ünü ve servetiyle Aum, Fuji Dağı’nın eteklerinin yakınlarında bir tapınak ve merkez büroya sahip oldu. Fakat bir süre sonra tarikat içinde çözülmeler başladı. Bazı takipçiler tarikatın kendilerine verdiği değişim sözünün hayal kırıklığını yaşarkeni uygulanan sıkı rejime isyan bayrağını çekmeye başlamışlardı. Tarikattan ayrılmaya karar veren genç bir adam için tarikatın bilgeleri “kafasındaki sıcaktan böyle davranıyor” deyince, kafası neredeyse donmuş suya batırılan 25 yaşındaki genç, hipotermik şoka girerek hayatını kaybetti. Ölen gencin yakın arkadaşı da itirazlarını dile getirmeye başlayınca onunla aynı sonu paylaştı.
    Bu cinayetlerden sonra Asahara daha da paranoyaklaştı. Halkta Aum’a karşı büyüyen bir rahatsızlık vardı. Aileler çocuklarını geri istiyor, Aum yetkililerinin verdikleri cevaplarla tatmin olmuyorlardı. Polis Aum’u yakın denetime almasına rağmen soruşturmalarda sonuç elde edemiyor ve otoriteler yetersiz kalıyorlardı. Ancak bir avukat, halkın özellikle de ailelerinin bu istediğini savunmaya karar verdi ve tarikat hakkında kanıt toplamaya başladı.

    Kutsal görev başarıyla tamamlandı
    Tsutsumi Sakamoto adlı 33 yaşındaki avukatın kariyeri ezilmiş ve haksızlığa uğramışları temsil etmek üzere kurulmuştu. Sakamoto, küçük bir kızın Aum’dan salınması için ailesine yardım etmeyi kabul edince şöhreti bir anda tavan yaptı. Medya Aum’un avukatlarıyla pazarlıkları öğrenince Sakamoto, radyo ve televizyon kanallarına röportajlar vererek Aum’u deşifre etmeye başladı.
    Asahara adamlarıyla yaptığı toplantı sonrasında Sakamoto’nun susturulmasına karar verdi.
    Görevlendirdiği grup, Sakamoto’nun evine girdikten sonra uyanıp ağlayan bebeği susturmak için önce ona zehri enjekte etti. Şimdi sıra asıl hedefteydi. Uyurken iki kişi Sakamoto’nun başına çekiçle vurdu. Gürültüden uyanan karısını ise boğarak öldürdüler. Cesetleri yakılarak ortadan kaldırıldı ve teşhis edilememesi için hepsinin dişleri parçalandı.
    Ölüm timi geri döndüğünde Asahara “kutsal görevlerini” başarıyla tamamladıklarını için onları kutladı. Böylece Aum’un önündeki en büyük engellerden biri de kalkmış oldu. Polis olayı soruştursa da bir sonuç elde edemedi. Elbette bunda Aum’un Japonya’daki derin devletle bağlarının da etkisi vardı.
    Asahara yasaları atlatabildiğini görünce, bu olayın verdiği güvenle seçimlerde takipçilerinden 25 kişiyi parlamentoya sokmak için kampanya başlattı. Milyonlarca dolarlık bütçeden oluşan kampanya tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Artık Asaharanın planları tek bir şey üzerine kuruluydu: İntikam…
    Aum eşi benzeri olmayan laboratuvarında, bilinen en öldürücü zehir Clostrodium Botulinum’u üretmeyi başardı.Geriye bu zehrin kullanılacağı hedefi belirlemek kalmıştı. Karar vermeleri uzun sürmedi. Zehir özel spreyleme aletleriyle donatılmış bir kamyonetle Tokyonun merkezine, özellikle de parlementonun etrafına yayılacaktı. Her şey planlandığı gibi giderse hükümet ortadan kaldırılacak, ülke karmaşaya sürüklenecek ve ve yeni bir liderin ortaya çıkması için uygun bir zemin oluşacaktı. Zehir sonuç vermeyince plan suya düştü. Ama Asahara’nın pes etmeye niyeti yoktu, yeni bir madde geliştirmek için gerekli talimatları verdi.

    Aum ve KGB Bağlantısı
    Asahara, kitle imha çalışmalarına destek bulmak için konferans adı altında kovada gizli kapılar ardında görüşmeler yapıyordu. Bu görüşmelerden en ilgi çekici olanı hiç şüphesiz KGB ile yaptığıydı. Asahara kitle imha silahı yapmak için KGBnin askeri donanımından ve ve eğitim kamplarında faydalanmak istiyordu. KGBye bilgisayar, tıbbi malzeme ve 15 milyon dolar bağışlayınca bu sorun da çözülmüş oldu. Asahara için politik bağlantılardan da önemlisi, Rus bilimadamlarına, kimyasal ve nükleer başlıklı füzelere kolayca ulaşabilmesiydi. Rusların kitle imha silahlarını denetim altında tutabilmek için adamlarının birini burada bıraktı. Böylece kimyasal ve nükleer başlıklı silahlar hakkında bilgi toplayabilecekti. Resmi olarak yapılan birçok anlaşmanın yanı sıra Aum karaborsa yoluyla birçok askeri malzeme elde etti.
    Artık harekete geçmeye hazırdı ve dört önemli bilimadamına şarbon üzerine çalışmalarını emretti. Virus tarikatın özel binasında elde edildi.Binanın çatısından tüm mahalleye salıverilen şarbon virüsünden tek bir kişinin bile ölmemesi büyük bir mucizeydi. Şarbon virüsüyle yapılan saldırı başarısızlıkla sonuçlanınca, Asahara bu kez çok zehirli bir gaz olan sarine yöneldi ve imalat için milyonlarca dolarlık bir laboratuvar kurdurttu. Bilgisayarla kontrol edilen bu laboratuvar günde 2 ton sıvı üretebiliyordu. Asahara 70 ton sarin üretilmesini emretti ki bu dünyadaki tüm canlıları öldürmeye yetecek kadardı.
    1993te Aum, Avusturalyada bu amaçla iki şirket kurdu ve ilk sarin denemesini yaptı. Asahara’nın katıldığı denemede verilen sarini soluyan 29 koyun birkaç dakika içinde öldü. Asahara sonuçtan çok memnun oldu ve sarini insanlar üzerinde kullanmak için sabırsızlanmaya başladı.
    Asaharanın ilk insan hedefi Japonya’nın en popüler yeni dinlerinden birinin lideri Ikeda’ydı. Operasyon başarısız olsa da yeni hedef bulmak Asahara’nın çok zamanını almadı. Aum’un almak istediği bir arazi için olumsuz karar verebilecek üç yargıcın ölüm fermanı imzalanmıştı. Hemen harekete geçen grup, yargıçlar kararını açıklamadan onları öldürmeyi amaçlıyordu. Ancak grubun başındaki tarikat yetkilisinin uyuyakalması ve yolun planlanandan iki kat uzun sürmesi yüzünden hedef yargıçlar çoktan işlerini bitirmiş ve evlerine dönmüşlerdi. Buna rağmen saldırıyı düzenlemekte kararlı olan grup, rotalarını yargıçların yaşadıkları yere çevirdiler. Ancak teknik bir sorun yüzünden havaya öldürücü nitelikte hidrojen klorür gazı salındı. O gece yedi kişi öldü ve 150 kişi hastanede tedavi altına alındı. Olay polislerin geniş soruşturmalarına sebep olsa da Aum bundan da sıyrılmayı başardı.

    Japon tarihinin en büyük baskını
    Tarikat içinde birçok üye hayal kırıklığı yaşıyordu. Bunlardan biri hayatını ve 600 bin dolarlık mal varlığını tarikata bağışlayan 62 yaşındaki kadın bir üyeydi. Baskıdan ve medyadaki ölüm haberlerinden rahatsız olan kadın kaçınca, ölüm fermanını da imzalamış oldu. Tüm aramalara rağmen kadının izine rastlanmayınca tarikat kadının ağabeyinin peşine düştü. Aum’un Fujideki yerine götürülen adam, saatlerce işkence edildikten sonra ilaç verilince komaya girdi ve öldü. Endüstriyel mikrodalga fırında iki gün pişirildikten sonra nitrik asit banyosuna sokulan cesetten arda kalanlar yakınlardaki bir göle döküldü. Kaçırılma sonrası polis harekete geçti ve Japon tarihinin en büyük baskını olacak harekatın hazırlıklarına başladı. Olan bitenden habersiz Asahara, büyük darbeyi sahnelemenin planlarını yapıyordu. Basit ama ölümcül bir planda karar verildi.Tokyo metrosunun en kalabalık olduğu sabah saatlerinde bir saldırı düzenlenecekti. Beş kişiden oluşan grup, içinde sarin gazı olan paketleri delip bindikleri trene bırakıp indiler. Bir sonraki durakta trenin kapıları açıldığında korkunç bir manzara ortaya çıktı. İstayonu çevreleyen bölge ölen ve ölmekte olan yolcularla doluydu. Birkaç saat içinde 12 yolcu hayatını kaybetti 5500ü ise yaralandı. Saldırı Japonyada büyük bir infiale yol açınca, polis gizlilik içindeki baskınlarını arttırdı.
    22 Martta 1000den fazla polisin merkez binaya yaptığı baskına geride kalan az miktardaki tarikat üyesi itiraz etseler de etkili olamadılar. Olayları takip eden hafta boyunca, polis tonlarca tehlikeli kimyasal ve bunları öldürücü silahlar haline getirmeye yarayan alet ele geçirdi.
    Aum’un yasal ekibi ele geçirilen ilaçların gıda işlemek ve gübrelemek için kullanılan kimyasallar olduğunu iddia etti. Asahara da bir video mesajı aracılığıyla metro saldırısını kendisini karalamak isteyen ABDnin düzenlediğini söyledi ama kimse buna inanmadı. Aum’un Amerikadaki mal varlığı FBI’nin tarikatın faaliyetleriyle ilgili resmi soruşturma başlatmasına neden oldu. Metro saldırısının üzerinden altı hafta geçtikten sonra, üç yetkili dışında 150den fazla tarikat üyesi tutuklanmıştı. Asahara ise nihayet 16 Mayıs 1995 günü polisin birçok kez kendisi aradığı Aum binalarının birinde saklanırken yakalandı.
    1996da başlayan davalarda Asahara 23 cinayet, diğer liderler ise cinayet, cinayete teşebbüs, adam kaçırma ve tehlikeli ilaçlar imal etme gibi suçlamalardan yargılanmaya başladı. Asahara bütün suçlamalara karşı masum olduğunu iddia etmeyi sürdürürken, diğer liderler ölüm cezasından kurtulmak amacıyla herşeyi itiraf ettiler. Asahara’nın yakalanmasıyla Aum’un çöktüğünü düşünen birçok kişi yanıldığını kısa sürede fark etti. Asahara’nın kızı Rika Matsumoto, babasının yerine Aum’un yeni lideri oldu. Aleph adı altında devam eden tarikatın üye sayısı on binlerden 1500lere düştü ve hala polis kontrolünde tutuluyor. Halk tarikata güvenini yitirdiği için yakınlarında tarikatın mal varlığı olmasını istemiyor.


    YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

  2. #2
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    bizde de var buna benzer
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com


 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

     

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
bu sitede yazılanların tümü, üyelerimizin kişisel bilgi, yorum ve düşüncelerinden oluşur. doğruluk garantisi yoktur. türkiye cumhuriyeti kanunlarında yazılı olan ne varsa ilgili tüm kanunlar burada da geçerli olup aksi davranışlar ilgili üyeyi bağlamaktadır. üyelerin kaydettiği yazıların tüm hakları ve aidiyetleri forum ktü'ye devredilmiş sayılır. sitede yayımlanan özgün içerikli yazıların kaynak gösterilmeksizin başka bir yerde yayınlanması doğru değildir. bunu yapan tosundur. bu şekilde yürütülmesi durumunda iş bu kişi karadeniz teknik üniversitesi fatih kampüsünde ikinci öğretimlerin ders çıkışı esnasında bir gece vakti kurtlara yem yapılacaktır. bundan doğacak herhangi bir sorunda yüce güçlere telgraf çekilecektir ve bütün sınavlarından ff alması gibi lanetlere maruz kalabilecektir. hukuki gereksinimler haricinde üyelerimizin her türlü bilgileri sevimli hayalet casper'ın korumakla yükümlü olduğu "forum ktü kozmik odası"nda saklı tutulur, gerçek bilgileri verilemez. sigara içmeyin ciğerlerinize yazıktır.
-copyright © 2008-2015 forum ktü-

Yukarı Git