“Örgütlü suç” dendiği zaman, herkesin aklına “Mafya” gelir.Mafya sözcüğüyse çoğu insana Amerikan Mafyasını çağrıştırır.Başında bir babanın bulunduğu , pembe dizilerdeki aileleri andıran bir Büyük iş ailesi!
ABD dünyanın en büyük finans imparatorluğu olduğu için,pek çok insan Amerikan Mafyasının da en varlıklı ve en büyük suç örgütü olduğunu düşünür.Bu doğru değildir. Amerikan Mafyası kendi kökünü de oluşturan Sicilya Mafyasından daha küçük bir yapılanmadır.
Şimdi Mafyanın Sicilya’daki köklerine ve onun uluslar arası yayılımına bir göz atalım.
Ticari nitelikli,örgütlü suçun,günümüzde Britanya nın bile önünde,dünyanın yedinci büyük ekonomik gücü olmuş İtalya da serpilip gelişmesinin nedeni nedir,
Her şeyden önce bir noktayı doğru koymak gereklidir.Her suç örgütü Mafya değildir! Bu saptama,başka suç örgütlerinin de bulunduğu İtalya için bile geçerlidir.
Ve dünyada Mafya dışında pek çok suç örgütü vardır.
Gerçek Mafyanın kökleri,en büyük kazançları elde ettiği ve örgütlenme tabanını oluşturan Sicilya dadır.
MAFYA SÖZCÜĞÜ NE ANLAMA GELİYOR
“Mafya” sözcüğünün anlamını da,kökenini de kimse bilmiyor.
Mafya ya karşı yürütülen en büyük duruşmalarda itham edilen kişiler,yalnızca örgütle üye olduklarını değil,aynı zamanda Mafyanın varlığını da reddetmişlerdir.(çok açık nedenlerle).
Mafya sözcüğünün kökeni konusunda pek çok varsayım öne sürmüştür,ama bunların pek azı inandırıcıdır.
İlk Mafya üyelerinin (Mafyoso ların)1282 ayaklamasında Fransızlara karşı savaşan ve “Sicilya nın Akşam Yıldızları” olarak bilinen ortaçağ şövalyeleri olduğu söylenmiştir.
Buna göre,Mafyada İtalyanca daki yazışmayla MAFİA sözcüğü, isyancıların savaş naralarının bir kısaltmasıdır.
Morte AiF rancesi I talia A nela
(Fransızlara ölüm,diye haykırır İtalya!)
Kökenlerini Sicilya tarihinin şanlı bir olayıyla bağlantılandırmak, Sicilya nın bağımsızlık meselesini kendi kendi çıkarları için çarpıtan Mafya ya çok uygundur.
Mafya adı, devrimci bir milliyetçi olan Giuseppe Mazzini (1805-72) yle de açıklanmaya çalışılmıştır.
M azzini A utorizza F urti I ncendi A vvelenamenti
(Mazini hırsızlık, kundakçılık ve zehirlemeyi onaylıyor!)
Buna benzer efsaneler, Mafya’nın mason locaları ve gizli devrimci cemiyetlerle ittifak halinde bulunan bir örgüt olduğu yolundaki düşünceleri güçlenmiştir.
Mafya suçlaması, ilk kez 1965 yılında yasadışı tahsilat yapanlara (Manutengoli) karşı. Palermo Mahkemelirinde açılan davalarda öne sürülmüştü.
Bu terim 1875 yılından itibaren başka dillere de girmeye başladı.
SİCİLYA AKDENİZİN ORTASINDA FARKLI OLANLARIN KOLONİSİ
Mafyayı anlayabilmek için önce onun serpildiği toprakları yanı Sicilya’nın tarihine bir göz atmamız gerekir.Sicilya tarih boyunca ardı arkası kesilmeyen pek çok saldırı ve işgallere maruz kalmıştır.
Önce M.Ö. sekizinci yüzyılın ortalarında Yunan kolonicileri ve liste şöyle sürüp gider.
Kartacalılar,Romalılar;Bizanslılar,Araplar,Normanl ar,Cermen boyları, Aragon hanedanı, Katalanlar,İspanyollar… ve nihayet İtalyan ana karasından gelenler bu kolonilerin saldırgan ve işgalcilerin her biri adanın zengin kültürel geçmişine katkıda bulundu.
Ve bu yabancı güçler Sicilyaların sırtına ağır vergiler yüklerken adanın, Buğday;İpek,Pamuk,Şeker kamışı ve Sülfür gibi doğal kaynaklarını sömürürler.
Ardı ardına gelen sömürgeci idarelerin Sicilyaların yabancılara karşı genel bir güvensizlik duymalarına önemli bir etkisi olmuştur.Ama bu isyanlar rastlantısal nitelikte idi.(1647 deki Palermo kıtlık ayaklaması örneğinde olduğu gibi) yerel sorumlulara yönelikti. Yaygın kanının aksine bu tür başkaldırıların ardında, örgütlenmiş bir ayrılıkçı yada milliyetçi ideoloji bulunmuyordu.
İTALYA BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI
İtalya,1960 yılına kadar dağınık durumdaki küçük devletlerden oluşan bir ülkeydi.Kuzeyde,II. Viktor Emmanuel (1820-78) in yönetimindeki Piedmont Krallığı birleşme sürecinin itici gücü oldu.Sicilya, 1848 de , adayı Napoli den yöneten Bourbon kıralına karşı başarısız bir ayaklanma girişiminde bulundu.
Bağımsız devrimci Giuseppe Garibaldi (1807-82) 11 Mayıs 1860 da, ünlü çetesi Mille (Binler) İLYE BİRLİKTE Marsala da adaya çıktı.Kendi kuvvetlerinden kat kat üstün durumdaki Bourbon ordusuna karşı parlak bir gerilla savaşı yürüttü.Bu orduyu kısa sürede yenmeyi başardı ve yönetime Kral Viktor Emanuel adına el koyarak bir dikta rejimi kurdu. Sahip olduğu karizma sayesinde,ona bir aziz gibi toplamaya başlayan, şaşkın durumdaki Sicilyaların desteğini kazandı.
Garibaldi, 1860 Ekiminde İtalyan Birliğine katılma konusunda halk oyuna başvurdu. Sicilya halkının % 99.5 gibi mutlak bir çoğunluğu özerklik seçeneğine karşı Piedmont Kralının idaresindeki bir İtalyan Birliğine katılmaktan yana oy kulandı.Ancak Sicilyalılar, kendilerine bir sömürge gibi davranan bu yeni hükümdarlarından kısa bir sürede nefret etmeye başladılar. Dahası, Kuzey İtalya endüstrinin gelişmesi sayesinde giderek zenginleşmeye başlarken, Sicilya ve Güney İtalya toplumsal ve ekonomik bir durgunluk içine girdi,ki bu durumda Mafyanın güçlenmesine yardımcı oldu.
Şimdi İtalyan birliğinin kurulduğu 1860 yılında Batı Sicilyada Corleone kenti yakınlarındaki küçük bir kasabada Mafyanın dünyasına bir göz atalım.
Topraksız bir köylünün oğlu olan Franco otlak ihlalleri,hayvan hırsızlığı ve şantaj gibi suçlara karışmış bir haydut çetesine katılır.
BENVENUTO AİLESİ
Benvenuto’lar bir kahya ailesidir. Franco’nun ailesini bir rakip gibi görürler. Benvenuto’ların çiftlik muhafızlarından biri Franco’nun babasını bir patikada görür ve ölümle tehdit eder. Zeytin ağaçlarının tüm dallarını kesmişlerdi. Bu bir işaretti. Başka işaretler de bırakabilirlerdi tabi, eşeklerin ya da katırların bacaklarını kırmak, ya da bir koyunun gırtlağını kesmek gibi.
Eski bir Sicilya atasözü şöyle der; “tehdit eden kişi öldürür de!.” Mafya ancak son çare olarak cinayete başvurur. Mafya cinayetlerinin çoğu, kurbanın kaderini önceden bildiği, “bildirilmiş ölüm” öyküleridir.
Benvenuto’lar Franc’yu bulamayınca babasını ve üç erkek kardeşini öldürdüler.
Franco dağa çıktı ve bir haydut çetesine katıldı. Benvenuto’lar bu cinayetler yüzünden asla yargılanmadılar. Sonunda hapse giren de Franco oldu.
Yöre halkının gözünde, Franco’nun bir gün dönmesi ve cinayetlerin sorumlusu, yaşlı Salvatore Benvenuto’dan intikam alması doğaldı.
Franco 1871 yılında geri döndü. Bir takım sığırları Salvatore Benvenuto’nun tarlasına saldı. O sıralarda 72 yaşındaki Salvatore, bir arkadaşıyla birlikte tarlasındaki zararı tespit etmeye gitti.
Franco Salvatore’yi bekliyordu. Küçük bir patika üzerindeki bir dönemeçte, Salvatore’nin bindiği katıra atladı.
Katırın sırtında yol alırken Franco yaşlı Salvatore’yi yavaş yavaş doğradı. Franco kaçmayı başarmasına rağmen, birkaç yıl sonra yakalanarak ömür boyu hapse mahkum edildi.
Franco bir sığır hırsızı, otlak haklarını ihlal eden ve zaman zaman zenginleri soyan bir haydut olabilir, ama bir mafya üyesi değildi.
Onun kanun dışı eylemleri, bölgedeki yeni ağaların hakimiyetini tehdit ediyordu.
1812’de feodal düzenin lağvedilmesi ve 1860’da kilise topraklarının dağıtılması, küçük toprak sahiplerinin, topraksız köylülerin ve tarım işçilerinin yararlanması için gerçekleştirilen reformlardı.
Bir toprak reformu olarak amaçlanan adım, sonuçta yalnızca kırsal bir girişimci sınıfın işine yaradı. Köylülerin feodal dönemde en azından hayvanlarını otlatmak, ağaç kesmek ya da avlanmak için yararlanabildikleri kamu toprakları, arazilerini genişletmek konusunda doymak bilmez bir hırsa sahip kahyaların eline geçti.
Yöre halkının kamu topraklarından yararlanamadığı koşullarda, Franco gibi küçük çiftçilerin farklı gelir kaynaklarına yönelmeleri anlaşılabilir bir gelişmedir.
Bu haydutlar yeni zenginlere karşı ani saldırılar düzenliyor ve ele geçirdikleri ganimetin bir bölümünü fakirler arasında dağıtıyorlardı. Ama bölgeden geçen yolcular ve tüccarlar da zaman zaman bu saldırılardan nasiplerini alıyorlardı.
Sonunda Benvenuto ailesinin başı da Castelli çetesiyle belaya girdi. Castelli’ler, yükselmekte olan Turoni ve Rubino adlı Mafya aileleri tarafından kullanılan, gaddarlıklarıyla nam salmış haydutlardı.
PARTİTO
Mafya ağının yapısına ilişkin modelimiz henüz eksik: Mafya’nın çalışabilmesi için yukarıdan, yani siyasi hamiler tarafından da korunması gerekir. Buna karşılık Mafya da onları destekler. Mafya, zirveyle taban arasındaki katlarda aracılık ederek bir güç simsarı işlevini üstlenir.
Mafya ile daha yukarıdaki politik güçler arasındaki bu ilişki biçimine partito adı verilir. Bu ilişkiye ek olarak, gerek Mafya üyeleri gerekse müşterileri tarafından uyulan sessizlik yasası, Mafya’nın işlediği suçlar yüzünden cezalandırılmasını önler.
Daha açık bir ifadeyle Mafya Siyasi Hamilerine oy ve rant yoluyla güç sağlarken, onlar da bunun karşılığında Mafya’yı polisler ve yargı karşısında koruma altında tutar.
ŞEREFLİ ADAMLAR
Köken itibariyle Mafya, Batı Sicilya’nın tarıma dayalı küçük kasabalarında etkinlik gösteren ve beyefendi ya da şerefli adamlar nitelemesiyle saygı gören yerel eşrafın üyelerinden oluşuyordu.
Mussomeli eşrfından Genco Russo da kendini bu şerefli adamlardan biri olarak görüyordu.Söylemlerine bir bakalım:
“Benim yaradılışım böyle, art niyetlerle hareket etmem ben. Senin kim olduğun hiç önemli değil, benden yardım istersen yardımcı olurum. Bu benim tabiatım, insanlığım. Biz böyle yaratılmışız. Dostluk elimi herkese uzatırım. Buna benim karakterim, mizacım da diyebilirsin. İnsanlar kendilerini benimle özdeşleştirirler. Yoksa her başı sıkışan neden bana koşsun? Adamın biri bana gelir. X şahısla aramda görülecek bir hesap var, bana yardımcı olur musun diye sorar. X ile konuşup onu ikna ederim, burada ya da onun yerinde. Bu bütünüyle diplomasi meselesidir. Barış sağlarız. Ben kimseye borumu çaldırmaya çalışmıyorum. Şunu açıkça koyalım ortaya. Beni görmek için bunca yoldan geldin. O halde sana konukseverlik göstermek benim görevim. Ben hiçbir zaman bencil ve hırslı olmadım. Daima herkese kucak açtım. Politikayla ilgim mi? Yalnızca hayırlı bir iş yapmış olmak için. Bundan benim hiçbir çıkarım yok. Başkalarının işine burnumu sokmam ben. Rahiplere saygılıyım. Dine saygılıyım. Ne olursan ol sana saygı duyarım. Gelip benden bir yardım istemen yeterli. İstediğini olmuş bil. Hayır diyemem ben. Senin kim olduğun, işinin güçlüğü hiç önemli değil. Ben yardım isteğini reddedemem. Başka insanlara yardım etmek benim görevim. Minnet ve dostluk zorla kazanılmaz. Senin de bir karşılık beklediğin zamanlar olur. İnsanlar seçimlerde kime oy vermeleri gerektiğini sorarlar, çünkü bana danışmak ve minnettarlıklarını göstermek zorunluluğu hissederler. Karanlıkta önlerini göremedikleri için, kendilerine hayrı dokunmuş birini izlemek isterler. Söz gelimi yarın ekinlerimi, hayvanlarımı, her şeyimi bırakıp Agregento’ya gideceğim ve sınavlarını geçebilmesi için bir kişi hakkında bir iki iyi söz söyleyeceğim.”
Genco Russo’nun bu bakışı, 1960’larda Batı Sicilya’nın kırsal bölgelerinde yaşayan nüfusun çoğunluğu tarafından paylaşılıyordu. Ve bu Genco ile ilgili; “onun yöredeki anlaşmazlıklarda arabuluculuk yaptığı, insanların hayatlarına kolaylıklar sağladığı, onlara yardımcı olduğu ve Palermo’daki önemli politikacılarla arasının iyi olduğu” şeklinde halk şarkıları bile yazılmış ve söylenegelmiştir.
SOSYAL ADALETİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
Russo ve ondan yardım isteyen insanlar arasındaki ilişki bir konuya açıklık kazandırıyor. Mafya, bir örgütlenme olmaktan ziyade bir fikirdir. “Gizli bir Cemiyet” ya da geniş çaplı bir suç çetesinden ziyade bir yaşam biçimidir. Bir düşünce tarzıdır.
Mafya’nın iş görebilmesi için gereken koşullar;
1-Yaygın (hayali) akrabalık ilişkileriyle birleştirilmiş gerçek akrabalık bağları yani bir yanda meşru akrabalık, diğer yanda Mafya vesayeti eyleminin yerel özerkliğini merkezi devletin ve onun yöredeki temsilcilerinin (polisin) müdahalesinden korur.
2-Siyasi hamilerin korumasında, kilyentalizm temeli üzerine oturtulmuş “yardımlaşma programları” yürüten Mafya ailelerinin gevşek yapılanması (cosche) Mafya topluluklarının gösterdiği başarılı toplumsal etkinliğin bir özelliğidir.
3-Şiddet, yalnızca çekirdek ailelere özgü bir meşru savunma yöntemi değildi. Kırsal bölgelerdeki haydutlar ve çeteciler de (ki bunlara zaman zaman “sosyal haydutlar” da denilmiştir), şiddet yoluyla “servetin yeniden dağılımını” sağlayarak, adaletsiz bir toplumda sosyal adalet için duyulan gizli özlemi yönlendirmeye çalışmışlardı. Haydutlar kırsal bölgelerde, daima belirli bir şiddetin uygulayıcılarıydılar. Ancak şimdilerde Kalabria ‘Ndrangheta’sının tam anlamıyla bir endüstriye dönüştürdüğü şantajcılık ya da adam kaçırma gibi Mafya’ya mal olmuş yöntemleri ilk uygulayanlar bile olsalar, bu tür haydut çetelerini Mafya’yla karıştırmamak gerekir.
MAFYA VE FAŞİZM
1922 yılında Benito Mussolini iktidara geldi ve bunu izleyen 21 yıl boyunca ülkede baskıcı bir dikta rejimi hüküm sürdü. İtalya’nın bu yeni faşist efendileri, Mafya’nın Sicilya’daki boğucu tekeline ve İtalyan toplumunu kıskıvrak sarmaya başlayan kollarına hoşgörü gösteremezlerdi.
Palermo’nun faşist valisi Cesare Mori 1926 ve 1927 yıllarında, Mafya’ya karşı topyekun bir savaş başlattı. Mori bu savaşta, binlerce suçsuz insanı hiçbir mahkeme kararı olmadan tutuklatıp, işkenceden geçirmek de dahil, bilinen tüm engizisyon yöntemlerini kullandı.
Bu sırada bir çok Mafya üyesi de hapse atıldı, uzak adalara veya kuzey İtalya’ya sürgün edildi. Tarihin bir ironisi sonucu, Kuzey İtalya’ya sürgüne giden bu Mafya üyeleri, 2. Dünya Savaşı sonrası bulundukları yerlerde Mafya’nın çıkarlarını geliştirmek için son derece uygun konumlara geldiler.
Mori, acımasızlığını vardırdığı boyutlarla kamuoyunu çok etkilemesine karşın, genel inancın tersine, Mafya’nın “kökünü kazımayı” hiçbir zaman başaramadı. Mafya’nın klasik “aracılık” işlevleri (yerel seçimleri etkilemek gibi), geçici bir süre ortadan kalktı.
Pek çok Mafya üyesinin siyasi hamileriyle ilişkileri, kendilerini tutuklanmaktan kurtaracak kadar güçlüydü hala.
Bazıları Tunus’a kaçtılar ya da ABD’ye sığınarak Amerikan Mafyası Cosa Nostra’yı güçlendirdiler.
Ve nihayet bir kısmı da bir tür iç göç gerçekleştirerek, faşizmin yerel önderleri kılığına büründüler; ta ki, faşist rejimin 1943 yılında çökmesinin ardından yine gerçek renkleriyle ortaya çıkıncaya dek.