Karadeniz Teknik Üniversitesi Forumu - Forum KTÜ Foruma Hoş Geldiniz.
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Genel Editör
    Üyelik tarihi
    21.Kasım.2008
    Mesajlar
    731
    Üye No
    5
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart Sinema Tarihinin En İyi Polisiye Filmleri



    Narc (2002)
    Joe Carnahan’ın soğukkanlı dokusuyla bir polisin ruh halinin hikayesi. Algıları farklı yöne hapseden bir yapıt. Yönetmenin çıkış eseri.


    Devriye (Cruising) (1980)
    ‘Şehir’lerdeki eşcinsel barlarında akan ‘suç’ algısına bir bakış. William Friedkin imzalı, Al Pacino faktörünü taşıyan tür denemesi, sürprizsel duruşu ve meseleye dönemine göre cüretkar yaklaşımıyla dikkat çekmişti. O yılların ‘sistemsel yozlaşma’yı ele alırken, ‘polis’i de ‘suçlu’ kimliğiyle yansıtan polisiye denemelerinin en akılda kalıcısı.



    Insomnia (1997)
    Erik Skjoldbjærg’in Amerika’ya sıçramasına yol açan film, aynı zamanda 2002 tarihli bir de yeniden çevrime sahip. ‘Gün ışığında polisiye’ algısını ana karakterin belleğine yerleştirmesiyle, ruhsal, eklektik ve hayal-gerçek arasında kalmış bir yolculuk en gerçek tanımıyla.



    Hücre (The Cell) (2000)
    Polisiyenin içine fantastik öğeleri sokan ‘özellikli’ bir film. Birçok eserden etkilenmesi bir tarafa kendi çapında da yükselen bir bütüne sahip. “Başlangıç”ın (“Inception”, 2010) da esin kaynaklarından.



    Tanık (Witness) (1985)
    Peter Weir’den ‘Amish’ halkının arasında başlayıp yabancılaştıran ardından ‘cinayeti gören kişinin itirafları’ mizansenine geçen bir yapıt. En önemlisi de yönetmenin Avustralya’daki ‘algı bozucu’ sinemasını temsilen bir yapı oluşturması...



    Sıkı Aynasızlar (Hot Fuzz) (2007)
    Bütün türleri harmanlayan biçimci bir şiir kıvamında. Edgar Wright’ın bu alana el attığı ve ti’ye alıcı üslubuyla sardığı bir yapıt.



    Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs) (1991)
    Sinemanın en çarpıcı seri katil filmlerinden. Anthony Hopkins’in Hannibal Lecter olarak çıkışının en keskin noktası. Slasher filmi ile polisiyeyi birleştirmesiyle konuşuldu en çok da..



    İkiz Tepeler: Ateşte Benim Yürür (Twin Peaks: Fire Walk with Me) (1992)
    David Lynch’in türe ‘subconcious’ (bilinçaltı) kavramını kattığı ve gerçeküstücü öğelerle donattığı filmi. Devrimci dizinin sinema şubesi.


    Kötü Polis (Bad Lieutenant) (1992)
    Bekleneceği üzere tecavüz, grup seks, mastürbasyon, uyuşturucu, cinayet gibi ‘suç’ları içinde bulunduran bir polisiye. Ancak bunların tamamı polis memurunun ‘kötü adam’ portresini çizmeye yarıyor. Sidney Lumet’in “Serpico”sunda (1973) en dikkat çekici kullanımını gördüğümüz ‘anti-kahramanlı polisiye’ izleğinin cüretkar versiyonu diyebiliriz. “Kötü Polis”, cinayetin kendisiyle, nedeniyle veya sonucuyla ilgilenmeyen özgün bir polisiye başyapıtı.



    İnsan Avcısı (Manhunter) (1986)
    Michael Mann’in türe stilize yaklaşımıyla yürüyen beyaz perdedeki ilk Thomas Harris uyarlaması. Hannibal Lecter karakterinin öne çıkmadan bu algının ‘karakter psikolojisi’ne odaklanılan, bu konuda da etkileyici noktalara giden bir vals niteli
    ğinde.



    Benim Şahıslarla Sorunum Olmaz ; Şahısların Benle Sorunu Vardır... E.A



    ben olamam bir aşkın kölesi ; benim derdim memleket meselesi...

    'Bir Umuttur Yaşamak' Sedat PEKER

  2. #2
    Site Sahibi - Genel Yönetici
    Üyelik tarihi
    13.Kasım.2008
    Mesajlar
    1,285
    Üye No
    1
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    of ki ne of orada seven filmini gördüm...günümüzün en büyük yönetmenlerinden biri olan david fincher'ın olağanüstü filmlerinden biridir. fight club ve game filmlerini izleyenler bilir dahası "benjamin button'un tuhaf hikayesi" gibi başarılı bir filmi vardır. david fincher filmi beklenmedik bir yere sürüyor... filmi seyrettikçe kazanması gerekenler kazanacak gibi durmuyor hatta kurgunun nasıl gelişeceğini tahmin edemiyorsunuz pek. sinema adına unutulmaz bir final sahnesi ile film kendini gösteriyor... şehir, zaman vs gibi kavramlarla birlikte filmin sonunu yazma işini seyirciye bırakıyor aslında. yani o dehşet final sahnesinden sonra kim zafere ulaştı, kim kaybetti, asıl olan neydi gibi pek çok soruyu belki de isteyerek seyirciye bırakıyor ve bunun cevabını seyircinin vermesini istiyor... ne kadar dikkatli olduğumuzu sorguluyor belki de.

    unutmadan kevin spacey o kısacık rolüyle unutulmaz bir performans sergiliyor.
    karşılık vermek değil onların işi,
    ya da sorgulamak herhangi bir şeyi...
    savaşıp ölmek hepsinin kaderi.
    hepsi ölümün vadisine,
    sürdü atlarını altıyüzü de.
    __________________________________________________ ______________
    www.cemertem.com


 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

     

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
bu sitede yazılanların tümü, üyelerimizin kişisel bilgi, yorum ve düşüncelerinden oluşur. doğruluk garantisi yoktur. türkiye cumhuriyeti kanunlarında yazılı olan ne varsa ilgili tüm kanunlar burada da geçerli olup aksi davranışlar ilgili üyeyi bağlamaktadır. üyelerin kaydettiği yazıların tüm hakları ve aidiyetleri forum ktü'ye devredilmiş sayılır. sitede yayımlanan özgün içerikli yazıların kaynak gösterilmeksizin başka bir yerde yayınlanması doğru değildir. bunu yapan tosundur. bu şekilde yürütülmesi durumunda iş bu kişi karadeniz teknik üniversitesi fatih kampüsünde ikinci öğretimlerin ders çıkışı esnasında bir gece vakti kurtlara yem yapılacaktır. bundan doğacak herhangi bir sorunda yüce güçlere telgraf çekilecektir ve bütün sınavlarından ff alması gibi lanetlere maruz kalabilecektir. hukuki gereksinimler haricinde üyelerimizin her türlü bilgileri sevimli hayalet casper'ın korumakla yükümlü olduğu "forum ktü kozmik odası"nda saklı tutulur, gerçek bilgileri verilemez. sigara içmeyin ciğerlerinize yazıktır.
-copyright © 2008-2015 forum ktü-

Yukarı Git