BDP’DEN TUTARSIZ AÇIKLAMALAR
1 Şubat’ta gerçekleştirdiği olağanüstü kongrede “demokratik siyasetle demokratik katılım” şiarıyla hareket edeceği yönünde karar alan BDP’nin “Kürt meselesinin çözümüne aday olduğunu” söyleyerek vizyonunu genişlettiği, projeler geliştirdiğini söylemesi, demokratik siyasete bir karakter, bir ruh, bir heyecan katacağını ifade etmesi, partinin Türkiye’nin neredeyse bütün temel sorunlarını, sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik sorunlarını programına ve gündemine aldığını aktarması, parti dışında kalan demokrasi güçleriyle de buluşacağını, hiçbir zaman “Artık Türkiyelileştik bu yeterlidir” demeyeceğini ve yoluna devam edeceğini açıklaması yüreklerde umutları uyandırmışken, ilerleyen günlerde yapılan açıklamalar BDP’nin samimiyetinin sorgulanmasına neden oluyor.
ABD’nin başkenti Washington’da temsilcilik açan BDP heyetinin, Amerika temasları çerçevesinde Carnegie Endowment adlı düşünce kuruluşundaki bir panele katıldığı bildiriliyor. Kürt sorunu ve BDP’nin politikası üzerine konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, PKK saldırıları ile ilgili bir soru üzerine; “Çatışmalarda kaybedilen kim olursa olsun ortak acı olduğunu ve son zamanlarda bu ölümlerin hala yaşanıyor olduğunu görmekten üzüntü duyduğunu, siyasetçilerin görevlerinin bu ölümleri durdurmak olduğunu, parti olarak böyle bir dönemi öz güvenle karşıladıklarını ve bundan sonra da siyasi risk alacaklarını, Türkiye’de son seçimde 2.5 milyon oy aldıklarını ancak bunun çatışmalarda yitirilen tek bir insandan daha değerli olmadığını” belirterek durum değerlendirmesi yapıyor.
PKK ile olan ilişkileri üzerine çok spekülatif şeyler söylendiğini dile getiren Demirtaş, PKK ile organik, inorganik, doğrudan, dolaylı bir bağlarının söz konusu olmadığını ama PKK’nın Ortadoğu’da büyük bir realite olduğunu düşündüklerini, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda özellikle oy aldıkları kitle üzerine çok önemli bir hakimiyetinin söz konusu olduğunu, Kürt sorununun çözümünde önemli bir aktör görevi gördüğünü, bütün bunların partilerinin politika belirlerken dikkate alması gereken hususlar olduğunu söylüyor. Abdullah Öcalan’ın açıklamalarındaki tutarsızlığın BDP’de de aynen görüldüğü dikkat çekiyor. BDP, hem PKK ile herhangi bir bağı olmadığını belirtiyor, diğer taraftan da PKK’dan kopamayacağını vurguluyor. Bunun nasıl bir bağ, nasıl bir tutarsızlık olduğunu anlamak imkansız görünüyor. BDP’nin bu tutarsız tavrını tabanına, kendisine oy veren kitleye nasıl izah edeceği de merak konusu olmaya devam ediyor.
Yurt dışında yaşayan Kürt aydın ve siyasetçileri de BDP’nin politikalarından rahatsız olmuşa benziyor. İsveç’te yaşayan Kürt aydını Kemal Burkay da BDP’nin tavırlarından şikayetçi olanlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Kemal Burkay, BDP’ye İmralı etkisinden kurtulup bağımsız ve halkların haklarını savunan bir çizgiye gelmesi, kararlarında İmralı’ya değil, halka ve tabana bakması çağrısında bulunuyor.
Bizler artık kendimiz bu ülkeye barışı getireceğiz. Bu sözü bütün halkımıza veriyoruz” diyerek barış konusundaki samimiyetini üstüne basa basa tekrarlayan BDP’nin tutarsız tavırları hakkında gelecek günlerde ne tür açıklamalar yapacağı merak ediliyor.
Helin Demir
helindem@mynet.com