ESKİŞEHİR-SEVİLLA

Ayrılık unutulmaksa, ask unutmamaktır. Her daim vücudunuzu kaplar, o eski güzel günlerin neşesi; şehrin üstüne inen ince bir kar tabakasıyla. 16 Eylül 1970 günü de Eskisehir'liler için, Kırmızı Simsekler'e gönül vermiş olanlar için, o askın doruk noktasıdır. O günün canlı tanıkları, şimdilerde saçlarına düşmüş aklarla Eskişehir sokaklarına o güzel günlerin bir daha gelmeyeceğini düşünerek hüzünlü ama 'biz o günleri gördük' diyerek de gururlu yürüyorlar. Çünkü o gün, Trabzonspor'dan on yıl önce Türk futbolunun oligarsik diktatörlüğüne kafa tutan, Üç büyüklerdin egemenliğini temellerinden sarsan Es Es, İtalya ve İngiltere ile beraber Avrupa’nın zirvesinde oturan İspanya’nın Sevilla takimini muhteşem bir maç sonunda Porsuk'un sularına gömüyordu.

İki günde bir teknik direktör değiştiren, başka takıma gitmek isteyen futbolculara cezalar yağdıran ve balık hafızasıyla yasayanlar için, bu satırlar şaşırtıcı olabilir ancak gerçekler kütüphanelerin kuytu bir kösesindeki eski gazetelerde ve içinden nehir geçen o şehrin yüreğinde yatıyor. Evet, 1970-71 sezonu ilk defa Avrupa sınavına ilk defa çıkacak olan Eskişehirspor’un Fuar Şehirleri Kupası, rakip ise daha emekleme çağındaki Es Es'e hayli dişli gelecek olan mücadele edeceği kupa, Sevilla idi. Gazetelerde çıkan haberlere göre, ilk maç için İspanya’ya iki gün önceden giden Kırmızı Şimşekler 40 derecelik bir sıcakla karsılaşınca futbolcular toplam 43,5 kilo vererek bitkin düşüyor, ancak Sevilla'daki 35 bin kibir çim zemine sahip olması, kafilenin bu üzüntüsünü gideriyor. İspanya’daki maça silik stadın kusursuz tak sahaya süren antrenör Abdullah Gegiç, Eskişehirspor’un aldığı 1-0'lik mağlubiyeti hem imini 4-2-4 düzeninde bir şans, hamda kaçırdığımız gol fırsatlarını düşünerek bir sansızlık olarak görmüş.
Takim İspanya’dan hayli umutlu dönüyor Eskişehir’e ve ikinci maç için hazırlıklara başlıyor. Bütün şehir rövanşta Es Es'ten iki farklı galibiyet bekliyor. Öyleci. bu maç için şehirdeki fabrikalar ve işyerleri tatil ediliyor. O dönemde genç bir yönetici olan Aydın Begiter ve efsane amigo Orhan tarafından, taraftarı çosturmasi için dönemin yıldızlarından kalipso kralı Metin Ersoy getiriliyor.
Şehirdeki o naif ve çoskulu havayı daha iyi anlatacak bir örnek: ESKİŞEHİRSPOR, formalarına ay-yıldızı zamanında isleyememiş, maça da çok az bir zaman kalmış, herkes panik halinde ve imdada Es Es'li yöneticilerin esleri yetişiyor.

Begiter'in esinin önderliğindeki yönetici esleri iğne iplikleriyle formalara ay-yıldızı dikip maç saatine yetiştiriyorlar.
16 Eylül 1970 günü saat 13:30'da Eskişehir Atatürk Stadı’na çıkan onbir söyle: Mümin, İlhan, Abdurrahman, İsmail, Süreyya, Doğan, Burhan(Nihat), Fethi, Vahap(Halil), Ender. İlk yari karşılıklı ataklara geçiyor, iki takımda pozisyonları değerlendiremiyor ve..0-0. İkinci yari tribünler amigo Orhan ve Metin Ersoy'la çoksuyor. Ancak ilk gol beklenenin aksine Es Es'ten değil, 77. dakikada Acostadan geliyor ve Sevilla öne geçiyor. Tribünleri dolduran binlerce Eskisehir'linin umutları, eylül ayında bile kendini hissettiren o ünlü soğukla beraber donuyor sanki. Ancak bu ayaz yanlizca bir dakika sürüyor, 'Çengel' lakaplı kaptan Fethi 78 ve 89. dakikalarda iki gol atarak Es-Es'i öne geçiriyor. Artik maçın bitimine bir dakika ve ESKİŞEHİRSPOR’un tur atlaması için bir gole ihtiyacı var.

Bir futbol mucizesi için sahne hazır : Amatör ruhla futbol oynayan ve Avrupa'ya kadar çıkan Anadolu takimi, takımına inanan bir şehir, karsısına güçlü bir ülkenin güçlü temsilcisi ve hızla eriyip giden saniyeler. Hakem maçı bitirmek üzereyken. Fethi yine ortaya çıkıyor, kafayı çakıyor ve mucize gerçek oluyor. Skor 3-1 olmuş, ESKİŞEHİRSPOR tur atlamıştır. Bu şehrin hep birlikte gördüğü olağanüstü bir rüyadır bu. Yıllar sonra bile anlatılacak, o hülyalı günlere tekrar dönebilmek için uykulara yatılacaktır. 90'li yılların basında üçüncü lige kadar düşecek olan, şimdilerde ise 'Aman beni başkan yapmasınlar' diyerek kimsenin klübun önünden geçmeye cesaret edemediği Es-Es, İspanyol Sevilla'yi Porsuk sularına böyle gömmüştü iste. Bu, Türk takiminin bir İspanyol takimini Avrupa Kupaları’ndan elediği ikinci esleşmeydi (İlki Göztepe-Atletice Madrid) ve üçüncüsüne tanık olmak için uzun yıllar beklenecekti."