BDP’NİN REFERANDUMU BOYKOT HAYALLERİ SUYA DÜŞTÜ
DERİN HAYAL KIRIKLIĞI SÜRÜYOR!
Osman Baydemir’in sözlerini “Partimizin politikasıdır” şeklinde yorumlayan BDP’nin referandumu boykot mitingleri son hızla sürüyor. Ancak hızlı yaşayan hızlı ölür misali BDP’nin bu yöndeki çabalarının da boş, amaçsız ve tutarsız kaldığı, fazla itibar görmediği anlaşılıyor. Mitinglere katılım bir çok yerde ya beklendiği kadar olmuyor ya da sadece kadın ve çocuklardan oluşan bir topluluğa hitap etmek zorunda kalınıyor. Hatta bu mitingler sonucunda partinin yetersizlikleri ve hataları da gün yüzüne çıkıyor.
BDP tarafından Aydın’ın Ovaeymir beldesinde düzenlenen boykot mitingine BDP’li milletvekilleri, eski eşbaşkanlar ve MYK üyeleri iştirak ederken katılımın az olması nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyor. BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, bu duruma pratik bir şekilde çözüm bulduğunu sanarak ve parti otobüsünün üzerine çıkarak, evet yanlış duymadınız otobüsün üzerine çıkarak çevredeki kahvelerde oturan vatandaşları miting alanına davet ediyor. Karnı boş laflara tok olan, güneşin altında iradelerinin boykot altına alınamayacağını düşünen ve terör istemeyen vatandaşlar, Sakık’ın bu çabalarını boşa çıkararak istiflerini bozmuyor. Sakık, konuşmasında sayılarının küçük de olsa her gün büyüdüklerini belirterek, diğerlerinin kendilerinden korktuğunu söylüyor. Ovaeymir’lilerin mitinge olan ilgileri ise, Sakık’ın da dediği gibi gerçekten BDP’yi destekleyenlerin sayısının küçük olduğunu, her geçen gün azaldığını gösteriyor. Halkın temsilcisi bir milletvekilinin yaptığı tespitin doğruluğu bir kez daha gözler önüne seriliyor.
BDP’nin İstanbul Mitingi de hayal kırıklığı yaşanan gösterilerden birisi olarak gündeme yansıyor. Hatta miting sonunda ortaya çıkan ciddi rahatsızlıklar parti il yönetiminde yeni özeleştirilerin yapılmasına sebep oluyor. Seçimlerden sonra parti ve belediyelerdeki merkezci, iktidarcı anlayışın bir önceki dönem gibi devam etttiği, kadro alımlarında veya ihalelerde, niteliğe ve halkın isteklerine bakılmadığı, siyasal süreçte Öcalan'ın krizleri yönetmeye devam ettiği, ancak yeterince anlaşılamadığı, dinlenmediği gibi sorunlar tartışılıyor. Bu itibarla il yöneticilerine ve ilçe eş başkanlarına dağıtılmak üzere bireysel rapor tarzında bir form hazırlanıyor. Çağlayan mitingi ile BDP İstanbul İl Başkanlığı’nın örgütsel disiplin, toparlanma, hareketlenme ve büyüme açısından sürece cevap vermekten uzak olduğunun belirtildiği formda, geçmişi tekrarlama ve oyalamanın yapılanları boşa çıkardığı dile getirilerek, kişisel tespit ve görüşlerin parti yönetimine bildirilmesi isteniyor.

Bu arada BDP’nin bütün mitinglerinde ve toplantılarında Abdullah Öcalan’ın posterleri ve sözde PKK bayrakları asılıyor, PKK lehine sloganlar atılıyor. Çatışmalarda ölen PKK’lılar için saygı duruşunda bulunulması ihmal edilmiyor. BDP’li milletvekilleri hakkında ise 29’u kapatılan DTP döneminde, 2’si yeni dönemde olmak üzere 31 Partiler Kanununa muhalefet, 5 görevi kötüye kullanma ve 8 hakaret suçu bulunuyor. Terör örgütü hakkında propaganda yapan dosya sayısı 190 iken, bunun tamamının BDP’li milletvekillerine ait olması da konunun vahametini belirliyor. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun da ifade ettiği üzere, Meclisteki dosyaların suç oranlarına bakıldığında ve BDP’lilere ait dosyalar çıkarıldığında aslında Meclis’in temiz olduğu söylenebiliyor.

Sonuç olarak BDP bütün faaliyetlerini demokratiklik şemsiyesi altında sürdürüyor. Her adım atışında demokratik kelimesini sarf ediyor. Ancak boşa kürek çekmekten başka bir şey yapamadığı ortada gibi görünüyor. BDP’de yaşanan yetersizlikler ve baskıcı zihniyet halkı partiden soğutuyor. Bir de en önemlisi terör örgütünden vazgeçememek her şeyi bitiriyor.

Helin Demir
helindem@mynet.com