BDP’DE KAN KAYBI
PKK ve BDP’yi yakından takip eden dikkatli okuyucuların da bildiği üzere bu ikilinin demokratiklik söylemleri ardındaki demokratik olmayan faaliyetleri devam ediyor. BDP, PKK’dan aldığı kutsal emirlerle gündemi etkilemek için çaba gösterirken, referandumu boykot çalışmaları yapıyor, her gün yeni pazarlıklar ortaya koyuyor. BDP şimdi de boykot kararından bazı şartları kabul edilirse vazgeçeceğini bildirerek seçim barajının düşürülmesi, tutukluların bırakılması, Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılması gibi malum isteklerinin kabul edilmesi halinde “evet” oyu vereceklerini belirtiyor. BDP’nin bu tavrının Kandil ve Mahmur’dan dönen sözde barış gruplarının, hiçbir şekilde pişman olmadıklarını söyleyerek bir süre sonra yine geldikleri yere dönmeleri ve yine oradan şartları kabul edilirse yeniden Türkiye’ye döneceklerini ifade etmeleriyle aynı anlama geliyor. BDP ve PKK birbirini oyalıyor, idare ediyor, etkiliyor ya da iç yapılarında oluşan pürüzleri bu şekilde kamufle etmeye çalışıyor. BDP’nin bu çok yeni ve son kararında boykot mitinglerinin verimli geçmemesinin de etkili olduğu değerlendiriliyor.
BDP’de yaşanan son gelişmeler paralelinde parti birimlerinde yoğun istifaların yaşandığı söyleniyor. Özellikle partinin İstanbul’da bulunan ilçe teşkilatlarında yöneticiler arasındaki gerginliklerin had safhalara ulaştığı, iç anlaşmazlıkların ve hizipleşmelerin gün yüzüne çıktığı konuşuluyor. Bu durumlara sebep olarak, ilçe yöneticilerine il yöneticileri tarafından yapılan baskılar gösterilirken, ilçe yöneticilerinin tüm zamanlarını parti faaliyetlerine ayırmalarına ve hatta kendi ceplerinden para harcamalarına rağmen, bütün eksikliklerin kendilerinden sorulması sıkıntı yaratıyor. Sorunlar her geçen gün büyürken, çözüm bulunamaması nedeniyle de kangrenleşiyor. BDP’de yönetici ya da üye olmanın da örgütle bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, bu yönde herhangi bir tanıdığı bulunmayanların partide istedikleri konuma gelemedikleri, bu yüzden de partiden ayrılmaların daha da arttığı, kan kaybının günler geçtikçe boyutlandığı hissediliyor.
Bu arada BDP’de yaşanan kan kaybına, referandumla ilgili yapılan araştırma sonuçları da sebep olmuşa benziyor. Sosyal bilimler alanında çalışan 6 öğretim üyesinin koordinatörlüğünde 22 kişilik bir ekip tarafından yaklaşık 1 aylık zaman diliminde Diyarbakır’da 1040 kişiyle görüşülerek hazırlanan bir ankete göre Mart 2009 yerel seçimlerinde DTP’ye oy vermiş olan katılımcıların
% 30’unun referandumdaki kararının “evet” olacağı bildiriliyor. BDP’yi şok eden bu araştırma sonucuna göre, katılımcıların toplamda % 87’si bu değişiklik paketinin daha demokratik bir anayasa için hazırlık olduğu düşüncesinde bulunuyor.
Öyle veya böyle, BDP’de ciddi bir yıpranma belirtisi dikkati çekiyor. Önlem alır mı, yeniden yapılanma düşünür mü ya da artık bu siyaset sevdasından vazgeçer mi orası bilinmez. Sürekli başkaları tarafından idare edilmek kolay olmasa gerek!
Helin Demir
helindem@mynet.com