Karadeniz Teknik Üniversitesi Forumu - Forum KTÜ Foruma Hoş Geldiniz.
Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    03.Aralık.2008
    Mesajlar
    622
    Üye No
    9
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart Nazım Hikmet Ran


    Türk şair ve oyun yazarı
    Doğumu 20 Kasım 1901
    Selanik Ölümü 3 Haziran 1963
    SSCB / kova
    Nâzım Hikmet, tam adıyla Nâzım Hikmet Ran (d. 20 Kasım 1901 ya da 15 Ocak 1902, Selanik - ö. 3 Haziran 1963, kova Türk şair ve oyun yazarı. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen kova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam on bir davadan yargılanmıştır.
    Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra kova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.
    1938'de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te yeniden yayına açılmıştır.





    Üslubu ve başarıları

    İlk şiirlerini hece vezni yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece vezni ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arama tepe noktasına ulaştı. O dönemdeki birçok şairden farklıydı.
    Hece vezninden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest vezini benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan ve Cem Karaca tarafından bestelenmiştir.

    Ailesi


    Nâzım Hikmet, annesi Celile Hanım ve kız kardeşi Samiye ile


    Babası, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır.
    Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, bir dilci, eğitimci olan Enver Paşa'nın (Mustafa Celalettin Paşa'nın oğlu) kızıdır. Evinde piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden Polonezlerden Konstantin Borzecki'dir. Bu göçün ardından Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celaleddin Paşa adını almış ve Osmanlı Ordusu'nda subay olarak görev yapmıştır. Türk tarihinde önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et moderns" (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Nâzım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey kafkasya çerkezlerindendir.
    Babası Hikmet Bey, Selanik'te, Hariciye'de (Dışişleri) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya, Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa'nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik'in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nâzım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep'e, Nâzım'ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş, hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul'a gelirler. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de nihayetinde iflâsla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye'ye (Dışişleri) atanır.

    Hayatı


    Nâzım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenciyken


    Selanik'te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.[1]
    İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’'ı 1913'te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü'nde güverte subayıdır.
    Bolu'ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden kova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921'de gittiği kova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924'te kova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nâzım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. kova'da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.

    Davaları ve sürgün


    Nâzım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde



    Nâzım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde


    1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde kova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile kova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.



    Davaları
    • 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası
    • 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
    • 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
    • 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    • 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası
    • 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası
    Ölümü ve sonrası


    Nâzım Hikmet'in mezarı, kova


    3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı'nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.
    2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet'in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nâzım Hikmet'i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi reddetti.
    Şair Nâzım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye'nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.

    Bazı eserleri

    Hakkında Yapılan Filmler

    Şiir kitapları

    • 835 Satır, (1929)
    • Jokond ile Si-Ya-u, (1929)
    • Varan 3, (1930)
    • 1 + 1 = 1, (1930)
    • Sesini Kaybeden Şehir, (1931)
    • Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)
    • Gece Gelen Telgraf, (1932)
    • Taranta Babu'ya Mektuplar, (1935)
    • Portreler, (1935)
    • Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
    • Saat 21-22 Şiirleri, (1965)

    • Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)
    • Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları'nın 3. kitabı), (1965)
    • Dört Hapishaneden, (1966)
    • Rubailer, (1966)
    • Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)
    • Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)
    • Kuvayi Milliye, (1968)
    Oyunları

    • Kafatası (1932)
    • Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi) (1932)
    • Unutulan Adam (1935)
    • Ferhat ile Şirin (1965)
    • Sabahat (1965)
    • İnek (oyun) (1965)
    • Ocak Başında / Yolcu (iki oyun birarada), (1966)
    • Yusuf ile Menofis (1967)
    • Yolcu
    Romanları

    • Kan Konuşmaz, (1965)
    • Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
    • Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)
    • Ivan Ivanovic Var mıdır Yok mudur?, ()
    Fıkraları

    • İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965)
    Masal kitabı

    • Sevdalı Bulut, (1968)

  2. #2
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    18.Kasım.2008
    Mesajlar
    488
    Üye No
    4
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    paylaşımın için saol

  3. #3
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    18.Kasım.2008
    Mesajlar
    488
    Üye No
    4
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    sen elmayı seviyorsun diye e elmanın da seni sevmesi şart mı?

    Ormanda büyüyen adam azgini
    Çarsida pazarda seyran begenmez
    Medrese kaçkini softa bozgunu
    Selam vermek için insan begenmez

    Bir odasi vardir gayet küçücek
    Kendi akli sira keyf yetirecek
    Bir çanagi yoktur ayran içecek
    Kahveyi bulunca fincan begenmez

  4. #4
    Çalışkan Üye
    Üyelik tarihi
    15.Ağustos.2010
    Mesajlar
    186
    Üye No
    2369
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Standart

    -Ben ve nazım herzaman kavga etmiştiriz ama biz hapishanede birbirimize ekmek vermiş insanlarız ey benim düşümdekiler nazım sevin demiyorum ama saygı duyun onun kadar türkiye sevdalısı yoktur.
    -Nazım benim cezaevi arkadaşımdı,düşüncelerimiz farklı olsada...
    -Benim idealimdeki rejim olsa, seni astırırdım. Sonra ise mezarını türbe yaptırırdım. (Nazım Hikmet'e)
    Necip Fazıl üstad ile arasında büyük zıtlıklar olmasına rağmen kendisi hakında ; Necip Fazıl bu sözleri söylemiştir. Büyük bir insan, büyük bir vatanseverdi.
    What doesn't kill me makes me stronger.
    Friedrich Nietzsche
    Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset.

    Necip fazıl'a sorarlar:

    - Neden bu kadar çok sigara içiyorsunuz?
    - 'Benim için yanan tek şey sigara çünkü' der.

    Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah olan Kanuni bu dünyadan eli boş gitmiştir
    Kanuni Sultan Süleyman


 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 2 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 2 misafir)

     

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
bu sitede yazılanların tümü, üyelerimizin kişisel bilgi, yorum ve düşüncelerinden oluşur. doğruluk garantisi yoktur. türkiye cumhuriyeti kanunlarında yazılı olan ne varsa ilgili tüm kanunlar burada da geçerli olup aksi davranışlar ilgili üyeyi bağlamaktadır. üyelerin kaydettiği yazıların tüm hakları ve aidiyetleri forum ktü'ye devredilmiş sayılır. sitede yayımlanan özgün içerikli yazıların kaynak gösterilmeksizin başka bir yerde yayınlanması doğru değildir. bunu yapan tosundur. bu şekilde yürütülmesi durumunda iş bu kişi karadeniz teknik üniversitesi fatih kampüsünde ikinci öğretimlerin ders çıkışı esnasında bir gece vakti kurtlara yem yapılacaktır. bundan doğacak herhangi bir sorunda yüce güçlere telgraf çekilecektir ve bütün sınavlarından ff alması gibi lanetlere maruz kalabilecektir. hukuki gereksinimler haricinde üyelerimizin her türlü bilgileri sevimli hayalet casper'ın korumakla yükümlü olduğu "forum ktü kozmik odası"nda saklı tutulur, gerçek bilgileri verilemez. sigara içmeyin ciğerlerinize yazıktır.
-copyright © 2008-2015 forum ktü-

Yukarı Git